Türkiye Cumhuriyeti

Brazavil Büyükelçiliği

Konuşma Metinleri

15 Temmuz Anma Toplantısı Konuşması, 16.07.2017

Değerli vatandaşlar,
15 Temmuz 2016 günü ülkemizde meydana gelen hain darbe girişiminin birinci yılında düzenlediğimiz anma törenine hoş geldiniz. Türkiye Cumhuriyeti’nin Büyükelçisi, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Hükümetimizin Kongo Cumhuriyetindeki temsilcisi olarak bu vesileyle siz değerli vatandaşlarımızla birlikte olmak benim için bir onurdur.
Toplantıyı darbe sırasında şehit olan 250 vatandaşımızın anısına bir dakika saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasıyla açıyoruz.
(Saygı duruşu ve İstiklal Marşı)
Sayın vatandaşlar,
Sizler de mutlaka takip etmişsinizdir, bu haftanın başından beri vatanımızda hain darbe girişiminin anılması amacıyla geniş çaplı etkinlikler düzenlenmektedir. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımız olmak üzere yetkililerimiz, 15 Temmuz’da şehit olmuş vatandaşlarımızın ve diğer şehitlerimizin kabirlerini ziyaret etmişlerdir.
15 Temmuz konulu fotoğraf sergileri açılmış, paneller düzenlenmiş, hafta boyunca medyada 15 Temmuz ile ilgili mesajlar yayınlanmış, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Şehit yakınları ve gazilerimizin katılımıyla anma programı düzenlenmiştir.
Bugün, Türkiye saatiyle saat 13.00’de Gazi Meclisimizde bir özel oturum yapılmıştır. İstanbul’da Milli Birlik Yürüyüşüyle başlayan bir tören hala devam etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın şu sıralarda tören alanına gelmesi öngörülmekteydi.
Gecenin ilerleyen saatlerinde 15 Temmuz Şehitler Köprüsünde Şehitler Makamı açılacak, saat tam olarak 00.13’de ise tüm Türkiye’de sela okunacak ve Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla demokrasi nöbeti başlayacaktır.
Bizler de, Türkiye’nin dünya çapındaki temsilcilikleri olarak bu etkinliklere dahil olduk. Geçtiğimiz hafta televizyona verdiğim ve önümüzdeki günlerde çeşitli kanallarda yayınlanacak olan mülakatımda darbe girişimini ve özellikle Fethullah Gülen Terör Örgütünü anlattım.
Dün bu salonda, Kongo Cumhuriyetinin bütün belli başlı yazılı ve görsel-işitsel basın kuruluşlarından muhabirlerle bir basın toplantısı yaptık. Sosyal medyada, özellikle Kongo kamuoyuna yönelik paylaşımlarda bulunduk. Bu konuda Kongo Cumhuriyeti makamları bizi anlıyor ve destekliyor.
Bugün ise, Türkiye’nin dış temsilciliğinin bulunduğu bütün merkezlerde vatandaşlarımızın da katılımıyla buna benzer törenler yapılmaktadır.
Bu etkinliklerin iki amacı bulunmaktadır.
Birincisi, kuşkusuz, şehitlerimizi anmak, ruhlarını şad etmek, gazilerimize duyduğumuz minneti ifade etmektir.
İkincisi, 15 Temmuz’u anlamak, yakın tarihimizde benzeri olmayan bu kalleşliğin bir daha tekrarlanmaması için bundan gerekli dersleri çıkarmaktır.
Biz de bu kısa programımızda bu iki unsur üzerinde duracağız.
Değerli vatandaşlar,
15 Temmuz alışılagelmiş türden bir askeri kalkışma değildi. O gece darbecilerin gösterdiği vahşet ve hıyaneti tanımlayacak uygun kelimeleri bulmak imkânsızdır. Sözkonusu teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki en kanlı terör eylemini teşkil etmektedir.
FETÖ mensubu darbeciler, ülkenin demokratik kurumlarını savunmak için sokağa çıkan masum sivillere karşı ölümcül silahlar kullandılar. Kendilerini silah arkadaşı olarak gören ve girişime katılmayı reddeden masum askeri personeli ve komutanları öldürdüler.
Darbeciler, kendilerine karşı direnişi bastırmak için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni, Milli İstihbarat Teşkilatı karargâhını ve Özel Harekât Merkezi’ni bombaladılar.
Sayın Cumhurbaşkanımıza suikast girişiminde bulundular.
15 Temmuz, Türk demokrasisi ve Devleti için bir güç ve sebat sınavıydı. Bu sınavı geçtiğimiz için gurur duymaktayız. Gerek iktidar partisi, gerek muhalefet partileri, Silahlı Kuvvetler ile Emniyet Güçlerinin örgüte üyesi olmayan mensupları ve basın, darbecilere karşı ayağa kalktı.
Bunun da ötesinde, her kesimden ve siyasi görüşten Türk vatandaşları, özveriyle tankların önüne çıkarak ve demokratik haklarını talep ederek direndi ve tarihi bir dayanışma örneği gösterdi.
O gece, 250 Türk vatandaşı şehit, 2000’den fazla kişi gazi oldu.
Şimdi size o geceyi bir kez daha hatırlatmak için Anadolu Ajansımızca hazırlanmış olan bir videoyu göstermek istiyoruz.
(Video gösterimi)
Şimdi Aziz şehitlerimizin anısını benim yapacağım konuşmadan daha iyi yansıtacak iki kısa filmi birlikte izlememizi öneriyorum.
(Sayın Cumhurbaşkanımızın sesinden “Söyle Çocuk” şiiri, “Uyan Mehmedim Uyan” adlı Türkü.)
Değerli vatandaşlar,
Az önce de belirttiğim üzere, 15 Temmuz sınavını milletçe başarıyla verdik. Şehit ve gazilerimizle, bu kalkışmaya engel olan vatandaşlarımızla, milletimizle gurur duymamız gerekmektedir.
Aynı zamanda, geçtiğimiz yıl meydana gelen bu hain girişimden çıkarmamız gereken dersler de bulunmaktadır. Ben kendi adıma, şu sonuçları çıkarmaktayım:
- Birincisi, Türkiye Cumhuriyeti ilk kez bir darbe girişimini, halkın verdiği mücadele sayesinde boşa çıkarmıştır. Bu, Türkiye’de askeri darbeler döneminin artık geride kaldığının, halkın tepeden inme rejim değişikliklerine izin vermeyeceğinin işaretidir.
- İkincisi, FETÖ bağlantılı kişilerin, geçmişte dahi bu terör örgütüyle ilişkisi olmuş insanların devletin bünyesinden çıkarılması, sonuna kadar uygulanması gereken doğru bir karardır. Ancak bu tür cemaatlerin askere, polise, kamu personeline nüfuz etmesini bundan sonra da engellememiz gerekmektedir. Geçtiğimiz yıllarda, Atatürk’ün bize miras bıraktığı ve Devletimizin değişmez temellerinden biri laikliğe halel getirmeden dini özgürlükler alanında çok büyük gelişmeler kaydettik. Bu gelişmeler, toplumumuz tarafından benimsendi. Bunlar Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları alanında ileri doğru attığı adımlardır. Ancak Gülen Cemaati gibi, önce olumlu işler yapıyormuş gibi algılanan, ancak nihayetinde hangi amaca hizmet edeceği belli olmayan, dış güçler tarafından rahatlıkla kontrol altına alınabilen cemaatlerin devletimizin içinde yeri yoktur. Askerimiz, Polisimiz, bütün Devlet Memurlarımız, inançları, siyasi eğilimleri ne olursa olsun, görevlerinin başında yalnızca Anayasamıza, yasalarımıza uygun çalışmalı, yetkili amirlerinin anayasa ve yasalara uygun olarak verdiği talimatları yerine getirmelidirler. Yargıçlarımızın da yine ulusal mevzuatımız çerçevesinde bağımsız ve adil kararlar vermeleri gerekmektedir. Maaşlarını verdiğimiz vergilerden alan, devletimiz için, bizim için çalıştıklarını düşündüğümüz bu kamu görevlilerinin kamu yararını gözetmektense bir cemaat önderinin, şeyhin, hocanın, imamın emirlerini yerine getirmeleri, devletimizin ve hepimizin güvenliği için büyük bir tehdittir.
- Üçüncüsü, bu tür tehditlerden bizi en iyi koruyacak olan, demokrasinin ve çoğulculuğun, çok sesliliğin gelişmesidir. 15 Temmuz, demokrasinin devleti zayıflatmadığının açık kanıtıdır. Halk, demokratik yollarla seçilmiş olan iktidarın, demokratik düzenin, darbe yoluyla değiştirilmesine razı olmamış, bunu engellemek için canını ortaya koymuştur. Biliyorsunuz, darbeciler, 15 Temmuz akşamı, bundan kırk yıl önce yapıldığı gibi TRT’yi bastılar ve oradaki haber spikerine zorla yalanlarla dolu bildirilerini okuttular. Ama diğer basın-yayın kuruluşlarını susturamadılar. Sayın Cumhurbaşkanımız cep telefonuyla özel bir televizyon kanalının yayınına girdi ve vatandaşlarımıza dik durma, sokağa çıkma çağrısı yaptı. Vatandaşlar sosyal medya yoluyla haberleştiler. Bunun üzerine darbeyi, sokağa çıkan insanlar engellediler. Gerektiğinde sokağa çıkmak, fikirlerini barışçı yollarla duyurmak, halkın demokratik hakkı ve görevidir. Keza, sağlam demokratik kurumlar, yani gücünü halktan alan bir iktidar, bu iktidarı denetleyebilen güçlü ve çoğulcu bir parlamento, bağımsız bir yargı, çoğulcu ve özgür bir basın, hiçbir zaman istikrarsızlık unsuru değildir. Aksine güçlü bir devletin temel taşlarıdır.

Bu konuda daha fazla söz söylemektense, kısa bir alıntı yapmak istiyorum. Size okuyacağım paragraf, Sayın Başbakanımızın imzasıyla 15 Temmuz vesilesiyle bütün dünya çapında yayınlanmakta olan makalenin son bölümüdür:
“Türk milleti demokrasinin kolay kazanılmayan ancak uğruna yaşamını dahi verecek kadar değerli bir varlık olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Bize düşen ilk görev bir daha asla benzer bir tehditle karşı karşıya kalmayacak şekilde gerekli önlemleri almaktır. Bu zorlu süreci anayasal düzen içerisinde yürütmek için azami çaba gösteriyoruz. Son tahlilde Türk demokrasisine kastedilmiş ve demokrasimiz kazanmıştır. Dolayısıyla, amacımız da çabamız da demokrasiyi bundan sonra en güvenli zirvelere, en örnek noktalara taşımak için gerekli adımları zamanla atmak olacaktır.”
Teşekkür ederim.